Ana Sayfa   |  Merkezimiz   |   Kadromuz   |   Hiperbarik Oksijen Tedavisi   |   İletişim
 
 
 
 
 
 

Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Tarihçesi

‘Hiperbarik’ deyimi yüksek basınç anlamındadır. Yüksek basıncın tıbbi kullanımı günümüzde yeni bir tedavi şekli gibi görünse de bu tedaviyle ilgili ilk kayıtlar 17. yy’a kadar uzanır.  İlk tıbbi amaçlı basınçlı hava tedavisi 1662’de Henshaw tarafından ‘domicilium’ adı verilen basınç odasında yapılmıştır.

Oksijen 1775’te Priestly tarafından keşfedilmiş, Lavoisier ve Seguin de konsantre oksijenin toksik olduğunu göstermiş, ancak 1878’de Paul Bert oksijen toksisitesinin bilimsel temellerini keşfetmiş, hiperbarik tedaviler bu nedenle uzunca bir süre oksijen kullanılmadan yapılmıştır.

1830’larda Fransa’da 2-4 atmosfer basınçta tedavi akciğer hastalıkları, işitme kaybı, kolera gibi hastalıklarda uygulanmaya başlamış,  o yıllarda Avrupa’nın çoğu büyük şehrinde bu tür merkezler yaygınlaşmıştır. Basınç altında oksijen kısmi basıncının ölçümü o yıllarda mümkün olmadığından, ortak bir tedavi şekli geliştirilememiştir. Fontaine 1877’de ilk mobil basınç odasını inşa etmiş (Şekil 1), çok başarılı sonuçlar alınmış fakat bu çalışmalar sırasında hiperbarik tıbbın ilk kaybı olmuştur.


Şekil 1.

1860’larda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk basınç odası sinir sistemi hastalıklarının tedavisi amacıyla kurulmuştur. 1920’lerde Dr. Cunningham sifiliz, hipertansiyon, şeker hastalığı, kanser tedavisinde kullanılmış olan bir otel-basınç odası inşa edilmiştir (Şekil 2). Tecrübelerini aktarmamakta ısrar etmesi nedeniyle tedavi ticari olarak algılanmış ve bir süre itibarını yitirmiştir.

1917’de Drager ilk kez dalış hastalıklarında kullanılmak üzere bir sistem tasarlamış ve vurgun tedavisinde basınç altında oksijen kullanımının potansiyel yararını ilk kez gündeme getirmiş ancak nedense bu sistem hiç üretime geçmemiştir. Hiperbarik tedavinin oksijenle ilk uygulaması vurgun hastalığında 1937’de Behnke ve Shaw tarafından yapılmıştır.

Modern hiperbarik tıbbın gelişimi Dr. Boerema tarafından bir basınç odasında kalp-damar cerrahi uygulamasıyla başlamıştır. Boerema ve Brummelkamp 1959’da hiperbarik oksijen tedavisinin anaerobik enfeksiyonların inhibe edildiğini keşfetmişlerdir.

1963 yılından beri her yıl uluslar arası hiperbarik tıp kongreleri düzenlenmektedir.

1970-80’lerde Japonya, Rusya ve Çin’de hiperbarik merkezler hızla artmaya başlamıştır.

Ülkemizde ilk olarak 1984’de GATA Haydarpaşa Hastanesi bünyesinde ‘Deniz ve Sualtı Hekimliği’ anabilim dalı ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tıbbi ekoloji ve hidroklimatoloji ye bağlı bilim dalının kurulmasıyla hiperbarik tıp faaliyetine başlanmış, 1989’de İstanbul Tıp Fakültesi’nde de anabilim dalı yapılanmasına gidilmiştir. Günümüzde bu birimler ‘Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp’ adı altında faaliyet göstermektedir ve 2001’de bu merkezlere Ankara GATA da katılmıştır. Sağlık Bakanlığı'na bağlı, Gaziantep'te Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi ve Bodrum Devlet Hastanesi bünyesindeki basınç odalarıyla da hizmet verilmektedir.

Türkiye’de 2001’de Sağlık Bakanlığı ‘Hiperbarik Oksijen Tedavisi Uygulanan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’ yayınlamış ve merkezlerin yapısal, işlevsel sınırları belirlenmiştir.Halen Ankara’da 2 özel merkez mevcuttur. İstanbul, İzmir, Bursa, Samsun, Antalya'da da hizmet veren özel merkezler vardır.